Koronavirüsün hayatlarımıza girişi ile manevi ve maddi kayıplarımız oldu, sıradanlaşan bir çok şeyin lüks olduğunu yaşadık, hayatı eve sığdırmaya çalışırken gelinen noktada evlerimize hapsolduk, monoton hayatlarımızdan yakınırken robotik yaşamı deneyimliyoruz. Evde yapılacak fazla bir aktivite kalmadı, işimizi yapıp en temel insani ihtiyaçlarımızı gidererek hayatta kalmaya çalışıyoruz.

Geçtiğimiz yıl genel olarak çoğu için kayıp bir yıl olarak hafızalara kazındı ve yok saymak istenen bir yıl oldu. İçinde yeni fırsatlar barındırıyordu hala da öyle tabii ki bunu görmeyi başarabilenlere. Yeni yıla yeni ümitlerle, aşının sevinci ile başladık ancak yeni yılın ilk ayını geride bırakırken ters giden bir şeyler var… Hani bu yıl her şey düzelecekti? Aşının bulunması tüm bu hapis hayatına çare olacaktı?

Aşılanmayan AB dışı ülke vatandaşları, AB ülkelerine seyahat edemeyecek. Vize için de normal pasaport ve bu pasaport gerekecek.

Ülkelerin yeniden tedbirlerini genişletmeleri, sınırlarını kapamaları, sosyalleşme ile ilgili işyerleri ve aktiviteleri yok saymaları devam ettikçe pandemi buhranı yaşayabilir veya zaten öyleyseniz bu duygu durumundan çıkamamanıza neden olabilir.

Hayatlarımızın her döneminde güzel olaylar / talihsiz olaylar, keyifli anılar / unutulmak istenen travmalar, gelir kazançları / ani maddi kayıplar olmuştur ve olacaktır. Sebebi her ne olursa olsun yaşadıklarımızın geçici olduğuna ve geçeceğine inanmak zorundayız ve gerçekte zaten her şeyin geçici olduğu değil mi? Her şey geçer ve geriye sadece zorlukları yaşarken kendinizi nasıl güçlü, mutlu ve ayakta tuttuğunuz anlar kalır.

Pandemi buhranına kapılmak geçtiğimiz yılın aynısını kendimize yaşatmak demektir. Bu psikoloji sizi öyle içine çekebilir ki tam iyi hissedecekken karşınıza çıkan haberler sizi yeniden başa döndürür. Şu anda dünyada sebebini ve geleceği noktayı bilmediğimiz bir salgınla karşı karşıyayız. Belki olması gereken, belki de olması istenen bir algı operasyonunun içindeyiz

Manevi ve maddi kayıplar yaşarken yine de ayakta durabilmek geleceğinden yememek demektir. Yaşadıklarımızın bizi etkisi altına alması anı ve yaşanacakları bloke eder.

İşinizi kaybetmiş olabilirsiniz, virüs nedeniyle çok sevdiğiniz birini kaybetmiş olabilirsiniz, işinizle ilgili tüm yatırımlarınız zarar görmüş olabilir, koronavirüse yakalanıp psikolojik olarak ölüm korkusu ile karşı karşıya gelmiş olabilirsiniz, düzeninizin altüst olmasına adapte olamamış olabilirsiniz. Gerçek şu ki bu duygular hayatınızı yönetmenize engel olma noktasına geldiyse 2021’den çok güzel şeyler beklemeniz mümkün değildir.

Belki geçen yıldan çok daha güzel bir yıl olacak, belki geçen yılı aratacak bir yıl olacak, bilmeniz gereken tek şey şu anda sağlıklı ve hayatınızdaki her şeye yeniden başlayacak güçte olduğunuzdur.

Netflixteki Snowpiercer dizisini izlemenizi öneririm, daha önce mutlaka izlediğiniz filmlerde de ele alınan tanıdık bir konu ile karşımızda. Dünya yeni buz çağına giriyor, kar ve buzla kaplı bir dünyada insanların hayatta kalma mücadelesini konu ediyor. Yedi yıldır tren vagonlarının içinde tüm dünyayı turlayarak hayatta kalmaya çalışan insanların psikolojisini bir düşünsenize, gelecek nesillerin neleri deneyimleyeceğini bilmiyoruz, pandemi yerine çok daha çetin bir hayatta kalma mücadelesinin içinde olabilirdik, bugün sizce yine de şanslı değil miyiz?